9 Haziran 2012 Cumartesi

sandıktan çıktı.. hayal ve hakikat için yazdığım eski bir yazı..


“Hayal ve Hakikat, Türkiye’nin toplumsal ve kültürel tarihini kadın sanatçıların çalışmaları üzerinden gündeme getirmeyi amaçlayan bir sergi. Kadın sanatçıların Türkiye’nin  sosyo-kültürel dinamikleriyle olan hesaplaşmalarını ve özellikle çağdaş sanattaki öncü ve eleştirel pozisyonlarını görünür kılmayı hedefliyor.” Bu sözler sergi baş küratörü Levent Çalıkoğlu’nun Hayal ve Hakikat kitabındaki “Hayal ve Hakikat Türkiye’den Modern ve Çeğdaş Kadın Sanatçılar” yazısından. 74 “kadın” sanatçının katılımıyla İstanbul Modern açılmış olan sergi ismini bir kadın ve bir erkeğin birlikte yazdığı fakat kadının adına yer verilmediği bir eserden alıyor. Adını aldığı eserin aksine kendisi erkek sanatçıya yer vermiyor – belki böylelikle eserin kadın sanatçısı Fatma Aliye’nin intikamını alıyorlardır yıllar sonra da olsa! Bir kadın olarak kadın olmanın zorluklarını her an hissetsem de sanatçıyı – ya da herhangi başka bir insanı!- kadın ya da erkek olarak ayırmak hiçbir şekilde doğru gelmiyor. Özellikle böyle bir ayrım yaptıklarında erkeklere ateş püsküren kadınların “pozitif ayrımcılık” adıyla aynı gettolaştırmayı kendilerinin yapmalarının hiçbir tutarlı yanı yok. Bu bakımdan sergi maalesef eşit bir sergi değil – ayrımcı bir sergi.
Bu durumun basında ses getirip dikkat çekebileceğine böylelikle yeni fırsatlar ve sanatçılar için artılar getirebileceğine inananlar var. Oysa ki yine aynı kitapta Ahu Antmen “Çağdaş Sanat Öncülerinin Kimlikleri Neden Pembe?” adlı yazısında bu tür sanatın, çoğu zaman “kadın” başlığı altında sergilendiğini fakat “kadın sorunu” ilgi çekici bir konu olmaktan çıktığında güncelliğini yitirdiğini yazmış ve eklemiştir ; “Batı’da 1960’lı ve 70’li yıllarda üretilen pek çok “kadın”işinin, toplumsal bağlamda çok önemli bir ideolojik işlevi yerine getirmesine karşın sanatsal olarak önemini yitirmiş olmasının nedeni budur.”
Buna karşılık sergi ziyaretçileriyle yaptığım kısa sohbetlerde bir çoğunun sergideki eserlerin sanatsal yönünün kadınsal yönünden ağır bastığına inandığını gözlemledim. Sorduğum kişilerin tamamının kadın olduğunu göz önünde bulundurursak – nedense gittiğim gün sergide görevlilerden başka erkek yoktu - buna pek de objektif bir yorum diyemeyiz elbette. Sergi ile ilgili yaptığım araştırmalarda da gördüm ki kadın ziyaretçi sayısı oldukça fazla. Hemen hepsi de sergiyi çok beğendikleri, bu tarz sergilerin çoğalmasını dilediklerini söylediler. Bu belki bir çeşit ego tatmini – hemcinslerinin yaptıkları eserlerle gurur duyup kendini avutan Türk kadını! Hemcinslerinden yola çıkarak “istersem ben de yaparım” a bürünülmesi an meselesi!
Çok küçük bir ayrıntı var sanırım gözden kaçırdıkları; katılan sanatçıların pek çoğu ya yurtdışında doğmuş büyümüş ya da burda ilk eğitimlerini aldıktan sonra yurtdışına gitmiş ve şuan orada yaşıyor. Ülkemin hala bu denli cesur bir sanat anlayışına hazır olmadığını fark edemiyor ya da kimlikleri gibi pembe gözlüklerle bakıp yok saymak istiyorlar belki. Bu konuyla ilgili Duygu isminde edebiyat öğrencisi bir ziyaretçi serginin fazlasıyla cesur olduğunu kanlı pedin tv ile masturbasyon yapan kadının sadece kendisini değil önündeki yabancı katılımcıları da rahatsız ettiğini söyledi.
Bir diğer ilginç rahatsızlık ise Haber7 sitesinde Hacer Aydın’a ait, kendisi serginin vesayetçi ve islam düşmanı olduğunu söylemiş. Hale Tenger’in “S.kimden aşşa Kasımpaşa Ekolü” ve Nilbar Güreş’in “Soyunma” performansını anti-islamik bulmuş ve küratörün kendisini kandırdığını iddaa etmiş. Kadına karşı, kadına baskı, zorlama, kısıtlama uygulayan her şeye karşı olan bir sergide tabii ki erkeği ön planda tutup kadını yok sayan ataerkil düzen ve din sorgulanacak. Fikirleri yüzünden öldürülen bir hemcinsinden – Bahriye Üçok’tan- yola çıkılarak hazırlanan bir eser bir kadını rahatsız etmemeli diye düşünüyorsunuz ama sanat işte göreceli bir kavram ve insanların her biri her eseri kendine göre yorumluyor.
Böylesine yoruma açık bir ülkede biz daha çok N.Ç davaları görür, daha çok “kadın” sergileri açarız. Sergilerin devamının gelmesini bekleyen hemcinslerime müjdeler olsun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder