Contemporary Istanbul; her ne kadar biz onu bir sergi gibi gezsek de, bir sergi değil sanat fuarıdır. Site verilerine göre bu yıl kendisini altmış iki bin kişinin ziyaret ettiği bu fuara pek çok farklı kesimden katılım oldu. Bunu sadece gösteriş amaçlı kullanıp salonuna bir tablo almak için “sanatsal bir şıklık içinde” süslenip püslenip gelenler de oldu sanat eserlerini yakından görüp incelemek için gelenler de... Yalnız ikinci grup için maalesef fuarın düşünemediği bir durum söz konusuydu: birinci gün sergilenen bir eser bir ziyaretçi tarafından satın alınırsa o gün o kişiye teslim edildi ve yerine yeni bir eser kondu. Bu durumda fuarın hangi gününe giderseniz gidin mutlaka kaçırmış olduğunuz bir eser oluyor; ya sizden öncekini ya da sonrakini kaçırıyorsunuz! Belki bu fuarın sizi oraya her gün çekmek için bilinçlice kurduğu bir tuzaktır belki de gerçeten yaptıkları yanlışın farkında değillerdir ama bir an önce farkedip düzeltmeleri kendi yararlarına.
Fuarla ilgili katılan yerli ve yabancı galerilerle yaptığım görüşmelerde yerli galericelerin fuardan memnun yabancıların ise memnuniyetsiz olduğunu gördüm. Türk galeristler fuarın her geçen sene daha iyiye gittiğini düşünüyor. Galeri Artist’ten Nusret Polat uluslar arası iyi galerilerin gelmemesinden şikayetçi ve gerçekleşmesi için on yıl daha beklememiz gerektiğine inanıyor. Öte yandan Londra’dan Rose Issa – diğer uluslararsı katılımcılar gibi- yüksek vergilerden şikayetçi ve pek çok katılımcının ilk katılımından sonra bir daha katılmayacağına inanıyor, kendisinin de bir daha ki sefere bir katılımcı olmaktansa bir bienal ya da sanat fuarı izleyicisi olarak gelmeyi tercih edeceğini söylüyor.
Türk katılımcılarının rahatsız olmadığı fakat uluslar arası katılımcıların sıkıntısını çektiği bir diğer durumda fuarın bu sene iki farklı alanda yapılması. Çoğu izleyici Lütfi Kırdar’a alışıktı ve bir çoğu IKM’yi ziyaret etmeden oradan ayrıldı. Türk katılımcıların bundan çok fazla zarar görmemesinin sebebi IKM’de çoğunlukla uluslararası katılımcıların bulunması. Uluslar arası katılımcıların gözlemlediği bir diğer nokta ise Türk koleksiyonerlerinin sadece Türk sanatıyla ilgilenmesi! Bunun Türk milliyeçiliği, çağdaş sanata hala tam anlamıyla alışamamış olmamız ya da en basitinden yeterince İngilizce bilmeyip diyalog kuramamız gibi oldukça basit ya da akıl almadık derecede karışık sebepleri olabilir fakat sebep ne olursa olsun bu davranışın ufkumuzu genişletmekten oldukça uzak ve çağ dışı olduğu kesin.
Son olarak, Galeri İlayda’dan Şenay Hanım görüşlerinin arasında medya tanıtımının iyi yapıldığını belirtmiştir. Hollanda’dan Manuela Hobler ise Türk basınının fotoğrafları kullanırken galeri ya da sanatçı ismini kullanmamasından şikayetçi.
Sonuç olarak; artılarıyla eksikleriyle Contemporary İstanbul her geçen yıl ileriye giden – ya da gitmesi gereken bir sanat fuarı.Halk altmış ikibin kişilik ziyartiyle üzerine düşeni yapmış. Yerli ve yabancı tüm katılımcılar ziyaretçiler bilinçli sanat izleyicileri ve tüketicileri olduğu görüşünde. Yeni Ufuklar - Körfez Bölgesi temsilcilerinden Jareh Das ( Gallery Etemad) kendilerine olan ilgiden oldukça memnun olduğunu söylüyor.Organizasyonun ilerlemesinde en büyük görev devlete düşüyor. Hobler belki sadece fuar için sanat eserlerini vergisiz getirmemize izin verilir böylece daha adil bir fuar olur diyor. Neden olmasın? Türk misafirperverliğini gösteren bizler, bir kıtada Avrupa’nın bir kıtada dünyanın en büyük adalet sarayını açtığımız şu günlerde Türk adaletini de göstermeyelim mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder