Bağımsız sanatçılar,
dışarıdan hiçbir finansal yardım almadan tasarımlarını ürün haline getiren
sanatçılardır. Bir ajansla çalışmadıkları sürece – ki bu çok nadir olur –
promosyon ve pazarlamayı da kendileri sağlamaktadırlar.
“Bağımsız Sanatçı” kavramı
ise ilk olarak 1884 yılında Fransa’da Georges Seurat, Paul Signac, Odillon
Redon ve Albert Dubois-Pillet’in bir dernek çerçevesinde birleşip Ecole des
Beaux-Arts ve Paris Salon Sergileri’ne karşı olarak bir grup kurmalarıyla
ortaya çıkmıştır.
Orijinal adı “Societe des
Artistes Independants” olan derneğin amacı salon sergilerinden farklı olarak
jürisiz, kurulsuz, ödülsüz sergiler düzenlemek ve çalışmalarının kamuoyu
tarafından değerlendirilmesini sağlamaktır.
İlk sergisini Aralık
1884’te açan bu gruba daha sonra Cezanne, Gauguin, Pissarro gibi ünlü ressamlar
girmiş; 20.yüzyılın başlarında ise tüm akımlardan sanatçılar katılmaya
başlamıştır.
Her geçen yıl farklı
ülkelerden yeni yeteneklerin katılımıyla genişleyen grup, günümüzde de yıllık
sergiler açmayı sürdürmektedir.
Bu sergileri açmakta
bağımsız sanatçıların en büyük destekçileri inisiyatif ve kolektiflerdir.
Bağımsız sanatçıların bu gruplarla çalışmalarının bir çok farklı sebebi vardır.
Ekonomik sebepler, politik sebepler ve mesleki sebepler bunların başlıcalarıdır.
Devlet tarafından
desteklenilmeyen nitelikte ürünler ortaya koyan sanatçının eserlerini
sergileyebilmek için bu gruplardan destek alması bu duruma örnektir.
Yine sanatçı maddi
imkanlarının, yapıtlarını sanat galerilerinde sergilemeye gücünün yetmediği
durumlarda da bu grupların desteğini alır.
İnisiyatif ve kolektif
gruplar sanatçıların pratik yapabilmelerini, fikir alışverişinde
bulunabilmelerini, sosyal çevrelerinin genişlemesini ve farklı disiplinler
tanımalarını sağladıkları için 21. yüzyılın en önemli sanat ögelerindendir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder